YILDIZ SARAYI HAREM YAPILARI
BÜYÜKDERE`DE ART NOUVEU BİR YAPI
MİHRİMAH SULTAN CAMİİ (ÜSKÜDAR)
ARKEOLOJİ MÜZESİ
VAHDEDDİN KORUSU
RÜSTEM PAŞA CAMİİ
RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
KAYGUSUZ BABA TEKKESİ
TOPKAPI SARAYI REVAN KÖŞKÜ
SİNAN PAŞA CAMİİ ŞADIRVANI
AZAPKAPI SOKOLLU CAMİİ
OKAN AİLESİ KÖŞKÜ (SULTANAHMET)
SULTANAHMET CAMİİ
ŞAH SULTAN CAMİİ (EYÜP)
ARTDECO APARTMAN
ALMAN ÇEŞMESİ
YAĞLIKÇI RAŞİTPAŞA YALISI
KANDİLLİ`DE AHŞAP KÖŞK
SÜLEYMANİYE HALİÇ MEDRESELERİ
ÇAMLICA VİLLALARI
ARNAVUTKÖY OFİS BİNASI
 

Yeri: İstanbul-Şişhane
Yapım Yılı: 1934
Mimarı: Apostol Pistikas
Mal Sahibi: İbrahim Yasubuğa
İşin Adı: Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Projeler

 

Art Deco, Fransızca style moderne (Modern Üslup), dekoratif sanatlar ve mimarlıkta 1920`lerde ortaya çıkan ve 1930`larda iyice yaygınlaşan akım. Adını, 1925`te Paris`te bu üslubun ilk kez sergilendiği Uluslararası Çağdaş Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi`nden alır. Modernizmin modaya dönüştürülmüş biçimini oluşturan Art Deco tasarımları arasında elle yapılmış lüks eşyaların yanı sıra, seri üretim malları da bulunuyordu. Her iki durumda da amaç, refah ve incelmiş bir beğeni düzeyini simgeleyen, gelenekselin dışında ve şık bir estetik yaratmaktı. Bu üslubun ayırt edici özellikleri, çoğu zaman akışkan bir çizgiselliğin egemen olduğu yalın ve saf biçimlerin, geometrik ya da doğal biçimlerden stilize edilmiş bezemelerin, olağanüstü çeşitlilikte ve çoğu zaman da pahalı malzemelerin kullanılmasıdır. Bunlar yeşim, gümüş, fildişi, obsidiyen, krom, necef gibi doğada bulunan maddeler olabildiği gibi, plastik ve özellikle bakalit, morötesi cam (vita-glass), betonarme gibi insan yapımı malzemeler de olabilir. Art Deco yapıtlarda seri üretime az rastlanır. Gene de bu üsluba özgü nitelikler, makinelerin modernliğine ve makine ürünlerinde görülen tasarım niteliklerine (örn. basitlik, düzlemsellik, simetri ve öğelerin değişmeksizin yinelenmesi) duyulan hayranlığı yansıtır.

Art Deco`nun biçimlenmesinde Art Nouveau, Bauhaus ve Kübizm gibi akımlarla Sergey Diaghilev`in Rus Balesi etkili olmuştur. Bezeme programında ise, doğa kaynak¬larının yanı sıra Amerikan Yerli sanatının, Mısır sanatının ve Eski Yunan sanatının Erken Klasik döneminin izlerine rastlanır. Çıplak kadın figürleri, hayvanlar (özellikle geyik, antilop ve ceylan), yapraklar ve güneş ışınları kullanılan en karakteristik örgelerdi.

Ünlü Art Deco yaratıcılarının çoğu öncelikle tek olarak ya da sınırlı sayıda üretilen eşyanın tasarımıyla ilgilenmişlerdir. Bunların arasında mobilya tasarımcısı Jacques Ruhlmann ve Maurice Dufrene, mimar Le Corbusier, Maden işlemecisi Jean Puiforcat, cam tasarımcısı Rene Lalique, moda tasarımcısı Erte, mücevherci Raynmond Templier, Jean Fouquet Rene Robert, H. G. Murphy, Wiwen Nilsson ve heykelci Chiparus sayılabilir. Moda tasarımcısı Paul Poiret ve grafik sanatçısı Edward McKnight Kauffer ise ürünleriyle daha geniş bir kesime ulaşmışlardır. New York`taki Rockefeller Merkezi (özellikle Donald Deskey` nin yapımını denetlediği iç mekân tasarımı), William Van Alen`ın yaptığı Chrysler Bina¬sı ve Shreve, Lamb ve Harmon`ın ortak çalışması olan Empire State Binası, Art Deco`nun mimarlık alanındaki anıtsal örnekleridir. II. Dünya Savaşı sırasında gözden düşen bu üslup, 1960`lann sonunda yeniden ilgi görmüş ve bir ölçüde canlanmıştır.

Ana Britannica, c.ll, ”Art Deco”, Ana Yayıncılık A.Ş., İstanbul, 1986-87, s.349-350

ART DECO

Art deco, mimarlıkta ve dekoratif sanatlarda 1920`lerde ortaya çıkan ve 1930`larda yaygınlaşan bir akımdır. Adını, 1925`te Paris`te açılan ve akımın tanınıp yaygınlaşmasını sağlayan Çağdaş Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Uluslararası Sergisi`nden (Exposition Inter¬nationale des Arts Decoratifs Industriels et Modernes) alır.

Art deco, köken olarak büyük ölçüde art nouveau akımından beslenen bir stil veya beğenidir. Ama art nouveau`nun Bauhaus ve kübizm gibi akımlardan etkilenerek daha sade, geometrik, analitik ve endüstriyel nitelikli bir içerik edinmesiyle ortaya çıkan bir biçim ve beğeni bütünüdür. Art nouveau üslubunun ve zengin Avrupa beğenisi¬nin 1920`lerin Amerikan kültürü içinde özümsenmesi ile de bağıntılıdır. New York`taki Rockefeller Merkezi, Chrysler binası veya Empire State binası, art deco`nun anıtsal örnekleridir.

Endüstriyel tasarıma özgü. sadelik, düzlemsellik, öğelerin yinelenmesi, geometri ve stilizasyon art deco`da gözlenen niteliklerdir. Estetik kökeni dışavurumculuk ve kübizme yaslanır. Mimaride yalın ve saf biçimler, geometrik üsluplu bezemeler ve genellikle yüksek kaliteli ve pahalı malzeme kullanımı görülür.

İstanbul’da art deco mimarlığı, 1920-1940 arasında özellikle kentin orta üst sınıflarının yerleşim alanlarındaki konut yapılarında görülmektedir. Özellikle Talimhane, Ayaspaşa, Maçka-Nişantaşı ve Şişli ile Cihangir, art deco mimarlığının seçkin örneklerinin en çok bulunduğu semtlerdir. İstanbul`da apartman tipi konutun ortaya çıkışı kuşkusuz daha erkendir ama yaygınlaşmaya başlaması art deco uygulamalarıyla eşzamanlı görünmektedir.

Bu yapıların mimari niteliklerinin ve düzeyinin Avrupa`daki örneklerle paralel olduğu söylenebilir. Kitle biçimlenişinde ve plan şemalarında benzerlik acıktır. Cephelerde stilize pilastrlar, geometrik motifli balkon ve pencere parapetleri, daha çok giriş katlarında kullanılan köşeleri pahlı pencereler ve hemen daima ayırt edici bir geometrik motif kompozisyonuna sahip olan kapılar, İstanbul art deco`sunun da tipik özellikleridir. Apartman girişinde büyük panolar halinde resim kullanımı, özgün bir uy¬gulama olarak hayli yaygındır. Bu karakteristiklere sahip apartmanlara örnek olarak şunlar verilebilir; Gümüşsuyu`nda Bosfor Apartmanı (Mimar Sami Macaroğlu), Ankara Palas. Gümüşsüyü Apartmanı; Nişantaşı`nda Melek Apartmanı; Taksim`de Pertev Apartmanı.

Art deco`nun tek aile konutunda kullanımına ilişkin birçok örnek, özellikle Kadıköy`de Moda, Feneryolu veya Suadiye semtlerinde bulunmakta idi. 1970`li yıllardaki yoğunluk artırıcı imar uygulamaları sırasında art nouveau üslubundaki konutlar gibi art deco üslubundaki küçük konutlar da ortadan kalktı. Yalnızca birkaç tanesi ayakta kalmış bu örneklerin İstanbul`a özgü karakteristik biçimlenmeleri de böylece kaybedilmiş oldu.

Konut dışı uygulamalar arasında Eminönü’ndeki Kuru Kahveci Mehmet Efendi ve Oğulları Mağazası ilginç bir art deco örneği olarak belirtilebilir. Ama İstanbul`daki en önemli art deco tasarımı Markiz Pastanesi için tanınmış sanatçı Mazhar Resmol’ün yaptığı vitray çalışmasıdır. Bir peyzaj stilizasyonu olan bu vitray cifti, İstanbul art deco literatürü için özgün bir örnek sayılmalıdır.

Batur,Afife, "Art Deco", İstanbul Ansiklopedisi, c. I, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Yayını, İstanbul, 1993, s.326-327

İSTANBUL`DA ART NOUVEAU MİMARİSİNİN YAYILMASI

İstanbul`daki Art Nouveau yapıtların en iyi örneklerinin, Pera ve Galata`nın sıkışık yapı dokusunun sınır kesimlerinde veya dışında bulunuyor olması rastlantı değildir. Yeni gelişmeye başlamış bu alanlardaki yapılanmamış bölge rezervi, arazi fiyatlarını kontrol altında tutmaya yarıyordu. Buralarda spekülatif mantık daha az etkili gibiydi, ayrıca mimarlar da, dar ve kötü mekânların ve de sıkı bir malzeme tasarrufunun kısıtlaması altında kalmadan tasarlama yapma olanağı buluyordu. Söz konusu alanlardaki gayrimenkullerin mimari kalitesi, mal sahipleri tarafından, iyi halli burjuva sınıfını buralara çekme aracı olarak görülüyordu. Taksim çevresindeki alanlarda ve Taksim-Şişli hattına komşu arazilerde yapı sektöründeki gelişme, 1883 yılında açılan Galata-Şişli tramvay yolu ile kesin bir hız kazanmıştı.

İstanbul`daki Art Nouveau mimarisi kapsamında kesinlikle eşsiz bir yapı da, şimdiki İnönü Caddesi no 26`daki Gümüşsü Palastır. Maniyerist dokundurmalar yapan, düzgün kesme taş duvar taklidi tabanın üstüne bodur dorik kolonlar teorisi ile biten bir barok cephe oturtulmuştur. Bu kompozit yapıda, heykel ve aşın büyük mimari öğelerin sıklaştırılması ile horor vacui (ç.n. hat. boş alan bırakmamacasına doldurma tutkusu) yatıştırılmıştır.

Bu apartmanın cephesindeki plastik-süslemelerin değer ve hacimlerinin artışı, Rus-Fransız sanatçı Xavier Schoellkopf`un Art Nouveau etkisindeki rokoko yorumundan çok, İtalyan Adolfo Coppede`nin tarzı ile bağlantılı olabilir. Aynı caddenin no 55`deki, A. Pistikas`ın tasarladığı Marmara Apartmanları, Art Nouveau repertuarı ile seçmeci-tarihçi üsluba ait bezeme biçimlerinin alışılmamış beraberliğinin örneğidir.

Art Nouveau üslubundaki başka önemli yapıtlar, Haliç`in öte tarafındaki Eminönü`nün ticari bölgelerinde bulunur. Bunların arasında en tanınanı Vlora Han`dır. Dış kabuk modellemesinde yenilikçi çözümler sunmuş olan yapıların büyük bir bölümü gibi, bu apartman da iki sokağın köşe parselinde bulunmaktadır. Neredeyse binanın bütün kütlesini saran çıkmalı hacim teması burada iki süreklilik çözümü bulmuştur: Vedat Tekin tasarladığı Posta ve Telgraf Nezareti Binasının olduğu meydana bakan ana cephedeki cumbalar ve bunların plastrlarından ayrılarak köşeleri boşaltan eğrisel balkonlar. Bu yapıtı, Avrupa repertuarlarından alınmış cansız bezeme motiflerinin skolastik bir röprodüksiyonu olan, Pera ve Galata`daki çoğu Art Nouveau binadan ayıran temel özellik, ayrıntılardaki alışılagelmemiş özendir. Yan cephelerdeki balkonsuz, ancak öne çıkmış zarif korkulukları olan Fransız pencerelerin özgün biçimlerinde; gül tomurcukları ile birbirine dolanmış bitki saplarından oluşan floreal süslemenin olağandışı dağılışında; son olarak da ferroneries (ç.n. Fr. demir işçiliği) motiflerinin zarif geometrisinde kendini gösterir.

Mercan bölgesinde, Vasıf Çınar Caddesi ve Fincancılar Sokak`ın köşesindeki yapı, Art Nouveau üslubundaki ayakta kalan tek ticari bina olarak dikkati çeker. Az ötede, eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş ve dar bir cephe ile Fincancılar Sokak`a açılan Fresko Han, Botter Apartmanından bazı ipuçları almıştır. Cephede floreal süslemeli kabartmaların içine alındığı kornişler, demir kafeslerin tasarımı, üçüncü katın Fransız penceresini çerçeveleyen ağaç profilleri, son kattaki eğrisel duvarlar arasına sıkıştırılmış balkonlar özellikle göze çarpar. Vlora Han`dan ise, göbek kısmı olmayan gül goncalarını almıştır. Bunlar, birinci kat balkonuna açılan Fransız penceresinin arşitravının üstüne yerleştirilmiştir. Burada, İstanbul`da sıkça rastlandığı üzere, kötü konumda bulunan bir parseli -örnek olarak Georgiadis kardeşlerin yapıtları sayılabilir en iyi biçimde kullanma becerisi ile çeşitli kaynaklardan gelen bezeme motiflerinin rahatça birbirlerine maledilmeleri birleşmiştir.

Barillari, Dianna - Godoli, Ezio, "Osmanlı Revivalizmi", İstanbul 1900, YEM Yayını, İstanbul, 1997, s.35-164