YILDIZ SARAYI HAREM YAPILARI
BÜYÜKDERE`DE ART NOUVEU BİR YAPI
MİHRİMAH SULTAN CAMİİ (ÜSKÜDAR)
ARKEOLOJİ MÜZESİ
VAHDEDDİN KORUSU
RÜSTEM PAŞA CAMİİ
RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
KAYGUSUZ BABA TEKKESİ
TOPKAPI SARAYI REVAN KÖŞKÜ
SİNAN PAŞA CAMİİ ŞADIRVANI
AZAPKAPI SOKOLLU CAMİİ
OKAN AİLESİ KÖŞKÜ (SULTANAHMET)
SULTANAHMET CAMİİ
ŞAH SULTAN CAMİİ (EYÜP)
ARTDECO APARTMAN
ALMAN ÇEŞMESİ
YAĞLIKÇI RAŞİTPAŞA YALISI
KANDİLLİ`DE AHŞAP KÖŞK
SÜLEYMANİYE HALİÇ MEDRESELERİ
ÇAMLICA VİLLALARI
ARNAVUTKÖY OFİS BİNASI
 

Yeri: İstanbul-Laleli
Yapım Yılı: 1763
Mimarı: Bilinmiyor
Yapılar: Kütüphane-Sıbyan Mektebi-Lojman-İki Türbe-İki Çeşme-Dükkanlar
Mal Sahibi: T.C. Kültür Bakanlığı

 

SADRAZAM KOCA RAGIB MEHMED PAŞA’NIN YAŞAMI
 
Ragıb Paşa (koca), tam adı Ragıb Mehmed Paşa (d. 1699, İstanbul - ö. 8 Nisan 1763, İstanbul), Osmanlı sadrazamı, yazar ve şair. Defterhane kâtiplerinden Mustafa Şevki Efendi`nin oğludur. Lale Devri`nde Defterhane`de görevlendirildi. Daha sonra İran`dan alınan toprakların tahriri göreviyle Revan (Erivan) beylerbeyi Arifi Ahmed Paşa`nın mektupçuluğuna atandı (1724). Abdullah ve Hekimoğlu Ali paşaların hizmetinde bulundu. İstanbul`a döndükten çok kısa bir süre sonra tımar yazımı için reisülküttab vekili olarak Hemedan`a gönderildi (1729). Ertesi yıl Bağdat Defterdarı oldu. Bu sırada, sürmekte olan Osmanlı-İran Savaşı`yla ilgili görüşmelere birkaç kez delege olarak katıldı.   1734’te İstanbul’a döndü ve maliye tezkireciliğine atandı. Ertesi yıldan başlayarak bir süre ordu defterdarlığı, yeniden reisülküttap vekilliği ve cizye muhasebeciliği yaptı. 1737`de sadaret mektupçuluğuna getirildi. 1739`da imzalanan Belgrad Antlaşması`nın Osmanlılar lehine hükümler içermesinde etkisi oldu. Bu başarısı üzerine 1741`de reisülküttablığa, 1744`te de vezirlik rütbesiyle Mısır beylerbeyliğine atandı. 1750`de Sayda, 1755`te de Halep beylerbeyliğine getirildi. 1757`de Şam beylerbeyliğine atanmasından birkaç gün sonra bir fermanla İstanbul`a çağrılarak sadrazamlığa atandı (Ocak 1757) ve ölünceye değin bu görevde kaldı.

III. Osman`ın değişken kişiliğini ve sık sık sadrazam değiştirmesini göz önüne alan Ragıb Paşa, ihtiyatlı bir politika izleyerek padişahın güvenini kazanmaya çalıştı. Bu arada rakiplerini de saraydan uzaklaştırdı. Ekim 1757`de III. Osman`ın yerine tahta çıkan III. Mustafa tarafından da görevinde bırakıldı. 1758`de padişahın kız kardeşi Saliha Sultan`la evlenerek saraya damat oldu. Devlet yönetiminde daha rahat hareket olanağı bulan Ragıb Paşa, dışta barışçı bir politika izlerken, içte yeni düzenlemeler yaptı. Özellikle de mali konularda yeni uygulamalar başlatarak bütçe gelirlerini artırıcı önlemler aldı. Yahudi sarrafların ekonomideki gücünü azaltmaya çalıştı. Kapatılan Humbarahane`nin yerine askeri okulların açılması ve teknik öğretimin başlatılması onun sadrazamlığı döneminde gerçekleştirildi. Avusturya, Rusya ve İran`a karşı tutarlı bir politika izleyen Ragıb Paşa, Yedi Yıl Savaşı (1756-63) sırasında Prusya kralı II. Friedricn ile iyi ilişkiler kurdu. 1761`de Rusya`nın önerdiği ortak savunma antlaşmasına karşı ticari bir antlaşmayla yetinmeyi yeğledi. Avusturya`ya karşı ise sindirme politikası uyguladı. III. Mustafa`nın İstanbul`da başlattığı imar çalışmalarına katılarak yangın alanı olan Koska`da (Laleli) okul, kütüphane ve çeşme yaptırdı. Daha önce beylerbeyi olarak bulunduğu yerlerde yaptığı gibi, İstanbul`daki kütüphanesinde de yazma kitaplar topladı.

Ragıb Paşa 18. yüzyıl divan şiirinin belli başlı temsilcilerindendi. Nabi tarzında hikmet (felsefe) ağırlıklı şiirler yazdı. Şiirleri ölümünden sonra düzenlenen Divan`da (1836, 1859) toplanmıştır. Reisülküttab iken hazırladığı telhisleri de içeren Münşeat`ı 1836`da divanıyla birlikte basılmıştır. Öbür yapıtları arasında şiirlerini, düzyazılarını ve bazı risalelerini içeren Mecmua-i Ragıb Paşa, muhazarat ilmine ait Arapça Sefinetü`r-Ragıb ve Definetü`l-Matalib (1839), I. Mahmud ile Nadir Şah arasındaki yazışmalarla elçiler arasındaki görüşmeleri içeren Tahkik ve Tevfik öbür yapıtlarındandır.1
 
RAGIP PAŞA KÜTÜPHANESİ
 
18. yy.da Eyüb Mıntıkası dahil en meşhurları bazı Selatin Camilerine ait olup 35 kütüphane vardır. RAGIP PAŞA Kütüphanesi’nde zatın iki yazma eseri ve yazma bir Tevrat mahfuzdur.3
 
Şehirde 13 umumi kütüphane mevcuttur. RAGIP PAŞA Kütüphanesi’nde mevzua göre 15 sınıfa ayrılmış 1173 cilt kitap mevcuttur. 4
 
Kütüphanenin; kanatları ayet yazılardan oluşan 11 adet ahşap avizesi günümüze ulaşmıştır (sıbyan mektebinde toplanan bu parçalar iç mekan fotoğraflarında görülür. (bkz fotoğraf albümü s.24 foto 45 –yz.nt.)

Devrin birçok savaşa sahne olan ortamında kendi servetiyle kültür yatırımlarına öncelik veren ve toplumun bilgi-kültür düzeyinin yükselmesini hedef alan Koca Ragıb Paşa, bu yönüyle Batılı bilim adamlarının dikkatini çekmiştir. D`Ohsson(1788), Todorini (1789), Hammer, C. White (1846), G. Flügel (1847), A. Kraft, Ubicini (1853), G. Ferrario (1867) yapıtlarında Ragıb Paşa ve kütüphanesinden övgü ve hayranlıkla söz ederler. A. Kraft 1847`de Viyana Kraliyet Yazmaları adıyla çıkardığı eserinde bu kütüphaneye ait bir defteri tanıtmış; G. Flügel, 1834-1858 arasında yayımladığı Keşfü `z-Zünun adlı eserinin son cildinde bir fihrist vermiş;
 
2. Kubilay, Ayşe Yetişkin., 18. ve 19. yy. İstanbul Vakıf Kütüphaneleri Üzerine Tipolojik Bir Değerlendirme, Osmanlı Mimarlığının 7. Yüzyılı, Yem Yayınları, İstanbul, 25/26/27 Kasım 1999 İTÜ Uluslararası Kongre Bildirileri, S.149-153
 
3. İncicyan, P.Ğ., Çeviri: Hrand, D. Andreasyan, 18. Asırda İstanbul, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul, 1976, S.33
 
4. Abbé Giambatiste, Toderini., Litteratura Turchesa, Venedik, 1787, C.II, S.29-172

Abdurrahman Nacim Efendi de 1809`da İstanbul`da bir fihrist bastırmıştı. Bu bilim adamlarına göre Ragıb Paşa Kütüphanesi, düzeni ve bakımlılığı, dolgun ücretli gö¬revlilerin nezaketi, araştırmacı çokluğu, sunulan kaynakların çeşitliliği, okuma salonunun çini ve hatla bezeli duvarları, ferah ortamı ile herkesin beğenisini kazanıyordu. Gece bekçiliği, kütüphaneci yardımcılığı (yamaklık), yüksek ücret karşılığı tam gün (6 saat) çalışmanın sağlanması gibi uygulamalarıyla Ragıb Paşa Kütüphanesi, o devrin kütüphanelerine güzel bir örnek olmuştur.

Evinde de bir kütüphanesi ve kütüphanecisi bulunan Koca Ragıb Paşa tüm servetini bu yolda harcadığından öldüğünde borcu dahi çıkmıştır.

İmar işlerinde de titiz bir yol izleyen Ragıb Paşa`nın Laleli`deki kültür sitesine bir sıbyan mektebi yaptırması, sürekli ilgilerini çekmeye çalıştığı çocuklara okuma alışkanlığı kazandırma amacına dönüktü. Bu okul yakın geçmişte Kütüphaneler Tasnif Komisyonu Bürosu olarak kullanılmış; 1954`te "Ragıb Paşa Çocuk Kütüphanesi" adıyla düzenlenerek, günümüzde de aynı işlevi sürdürmesi sağlanmıştır.

Kütüphanede İslami bilimler başta olmak üzere, tarih, edebiyat ve diğer Şark ilimlerini kapsayan konularda, çoğunluğu Arapça eserlerin yer aldığı "Ragıb Paşa", "Yahya Tevfik Medresesi", "Musalla Medresesi" koleksiyonlarında toplam 1.274`ü yazma, 1.704`ü eski harfli basma vardır. Yeni harfli derme adedi 9.000 civarındadır. Raf sayısı sınırlı olduğundan, günümüzde yeni eser alınmamakta; buna karşın, çeşitli yollarla kütüphaneye ulaşanlar Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü `nce değerlendirilmektedir. 5
 
YAPININ MİMARİ TANIMI
 
Yapılar grubu; 18. yy.ın ikinci yarısında inşa edilmiş, ana fonksiyonu ve ana binası kütüphane olan, Sıbyan Mektebi, personel evi, banisi ve kızının açık türbeleri ve haziresi, dışta bir sebil çeşmesi, avlu içinde bir çeşme ve tuvaletlerden oluşmuştur.

Dışta Sıbyan Mektebi’nin altında aksından giriş verilen dükkan sırası ve hazire penceresinin iki yanında çeşmeler bulunur. Akstan girilen avluda yine aksa konumlanmış kütüphane binası, sağ bahçe duvarında çeşme ve tuvaletler, solda iki kademeli yükseltilmiş türbeler ve hazire, nihayetinde lojman yer alır.

Dönem olarak Lale Devri (1703-1730) bitmiş, Barok Devir (1730-1808) sürmektedir. Tipik 18. yy. almaşık duvarlarla inşa edilmiştir. Bu devirde, detayları aşağıda anlatılacağı gibi yapım tekniği, işçilik, inşa bütçesi ve estetik kalitelerde önemli bir gerileme olmuştur.
 
KÜTÜPHANE BİNASI
 
Kütüphanede almaşık duvarlar üç cephede kullanılmakla birlikte ön cephede kesme taş kullanılmıştır. Merkezi planlı (bir ana kubbe altında madeni şebeke ile çevrili dört büyük sütunlu hazine-i kütub, dört köşe kubbe ve dört yan aynalı tonoz) olmakla birlikte son cemaat kısmı (iki yan kubbe ve bir orta aynalı tonoz) ve iki yandan taş merdivenlerle ulaşılan iki sütunlu mermer balüstradlı tonoz örtülü dış giriş holü vardır. Aksa gelen son cemaat ve iki yanında görülen ana mekan kanatları tek yönlü kesme taş, yan cephelere geçince son cemaat mahalli dahil almaşık duvardır.

Bodrum mekanından üst kota geçişteki taş silme dahi ön cephede profilli olarak dolaştırılmış, diğer üç cephede bu silme düz yapılmıştır.

Kesme taş dizileri düzgün sıralar ve ölçüler göstermez. Pencere söveleri eşit ölçülerde değildir ve binileri düzgün değildir. Yer yer söve-cephe taşları birbirine özensizce derzler oluşturarak kertme şeklinde birleşmiştir.

Pencerelerde hafifletme kemerleri tuğla bir kaş yaparak tuğla dizisinden tek merkezli teğet kemer şeklindedir. Aynaları tığ motifli şebeke oluşturacak şekilde Lale Devri örgeleriyle bezelidir ve özenlidir. İki yan cephede ortaya gelen ayna örgeleri diğerlerinden yarı ölçekle sıklaştırılarak ayrılır. Ne var ki bu orta pencere kemeri, iki yan kemerle birleşmesinde ölçü sıkışıklığı ile diğer kemerleri deforme etmiştir. Tepelikler tuğla deforme teğet kemerler altında sivri teğet kemerlerdir. Ön cephede yükseklik farkları gösterirler ve yer yer saçak silmesi içine girmiştir.

Ön cephede oluşturulan kesme taş kemerler ise alt uçlarından içe kıvrılacak gibi, hatta asimetrik penci kemerlerdir. Dış sövelerde lokmalı demir parmaklıklar içinde demir kapak kullanılmıştır. İç söveler mermer profilli ve özenlidir. Bu kısma muhdes pencereler takılmıştır.

Saçak silmelerinin orijinal hali algılanamayacak biçimde sıva ile profillendirilmiştir. Diğer tüm yapılarda kirpi saçak kullanılmasına karşın burada içbükey bir silme döner.

Yan cephe tepeliklerinde orta pencere yüksek tutulmuştur. Okuma odası, son cemaat yerinden yüksek inşa edilmiştir. Tüm örtü sistemi kurşun kaplama olup özensiz bir işçilik ve bolca tamir izi yansıtır. Orta kubbe ve giriş holü tonozu bakır alemle sonlandırılmıştır. Diğer tali kubbe ve tonozlarda taş alemler kullanılmış olup yer yer kırık ve eksiktirler.

Sağ yan cephe aksından basamakla inilerek girilen bir bodrumu vardır ve yapıyı enine geçen bir tonoz üzerinde öne iki, arkaya üç oda oluşturur. İçten yüksek pencerelerle dış silme altında küçük açıklıklar oluştururlar. Çok alt kotlardan başlayan tonozlar ve gergi demirleri vardır. Yerde altıgen pişmiş tuğla kaplama kullanılmıştır. Ana bina giriş holü mermer kaplıdır. Balüstrad kitabeli ve altı profillidir. Ne var ki bir yanı kot farkı yapacak şekilde eklidir. İki yanında kare kaidelere akant yaprakları ile oturan iki sütunun taşıdığı bir aynalı tonoz örter. Sütun başlıkları da lotus üzerinde metop örgeli, akant yaprakları ile kare başlığa geçen, dört köşesi volütlerle zenginleştirilmiş kompozit tarzdadır. Bu holün kemerlerinde kapı sövesinde de kullanılan mermerle bazalt olduğunu sandığımız siyah bir taş aşırtmalı olarak kullanılmıştır. Ön cephe kemerinin kilit taşında andezit bir makara tek olarak nakşedilmiştir. Bu kemerlerdeki mermer giriş ve iç kapılardaki makaralı kemerlerde andezitle birlikte kullanılmıştır.

Ana binaya, profilli küfeki taş kat silmesiyle birleşen son derece etli Barok bir mermer silmenin söve yaptığı, içte yine düzgün silmeli kırmızı andezit bir iç söve ve arasında kitabesi, altında andezitle iki renk oluşturan çok özenli bir makaralı kemerden demir kapı ile girilir. İçlik yaşmağı mermer, ortası basık kemerli, Barok profillidir.

Yine düzgün mermer kaplı son cemaat yeri planlamasındaki hazırlık mekanı, iki yan kanatta kot farkı ile yüksektir ve kubbe ile örtülüdür. Ne var ki bugün ahşap muhdes bölmeler ve kat döşemesi ile son derece çirkin hale gelmiştir. Kanat döşemeleri ahşap üstüne muşamba kaplama ile algılanamaz hale gelmiştir. Orta mekan dikine aynalı tonoz örtülü, ön duvar yarım kemerlidir. Kubbe-tonoz kemeri şık bir barok ayak ile beden duvarına oturur (bkz. fotoğraf no: 137). Kemer ve tepelik çevreleri kiremit rengi yalancı mermer boyama ile dekore edilmiştir. Sol kanatta yine Barok taçlı dairesel bir mihrap nişi yer alır.

Yapı genelinde tepelik içliklerinin orijinali kalmamış, uydurma demir doğramalar konulmuştur.

Bu mekandan ana kütüphane odasına yine iki renk makaralı kemerle, bu defa makaralı söveli ve dışında etli Barok mermer söveli, arasında bir Farsça**, bir de Arapça*** kitabeli kemer iki yanında aynalı yazılı, kündekari bir kapı ile girilir. İçlik etli profilli, Barok konturlu varakla ve akant yaprakları ile zenginleştirilmiştir. Giriş döşemesi mermerdir. Yine maalesef ahşaptan muhdes bir rüzgarlığı vardır. Aksta 192,5 cm. genişliğinde hazine-i kütub’a kadar kısmı ayaklık döşemesi şeklinde olup, mekanın geri kalanı bir basamak yüksektir. Bu kot farkı köşelerde zarif bir detayla sağlanmıştır. 
 
 * 1.   Hazihi hazzânet li-nefâis el-kütübü`1-mevkufa el-haviye li-fünûn el-me`rûfe benâha el-
  fakir el-ebiy mevlâ zi`l-`avârif ve`1-müellefe
  
    2.   Mehmed bin Mehmed emed`û beyne`s-Südûrü`l-a`zam er-râğıb… Allah bi`d-dîn cârü`l-
  regaib hasbetullâhi ta`âlâ ve bi-rağbe
 
    3.   fi marzâti`l-a`yâni ve zâlike senet sitte ve seb`în ve miete ve elf min senetey mücevher
  lehü`1-fecr ve`ş-şark
 
  4.   N`ola bir beyitle Zihnî feleğe tar... (ih)
        ....  İden sâde reh-i mahrûs ümmiye imlâ
 
  5.   Bu kütübhâne-i `ilm oldu bi-tevfik
       Vakf-ı (?) Sadrü`l-vüzerâ Hazret-i Ragıb Paşa   1176
 
  6.   Lâ ilahe illallah el-melikü`1-hakkı`l-mübîn Muhammedün Resûlü`Uâh Sadıku`l-va`dü`l-
        emîn
  7.   El-minnetü li-llâhi ta`âlâ va`deyn  El-mülkü lillâhi ta`âle`l-vahhâb (bu yazı ters
        yazılmıştır)
 
**   1.  Ha çün kitâb bihde güya nemînvim (?) Ta hamdi
          bâz sırr-ı dâminişvim (?)
 
***  2.   Yâ `aliyyu`ş-şâmih favka külli şey`in `uluvve irtifa`ehü yâ vâ`izü`s-sâhir .... ve`l-`zzü
            ve`l-mecdü ve`l-kibriyâ.... felâ `zzehü
      
       3.   `aynen oldu pâk
           Sırr-ı âb-ı cennet mübarek

Dört büyük sütun ana kubbeyi dört büyük penci kemerle taşır. Sütunlar ve kaideleri mermerdir. Başlıklar boyalı olduğu için malzemesi ayırt edilememektedir fakat mermer olduğunu sanmaktayız. Kare üzerine dairesel bir kaide varaklanmış bir bronz bilezikle biter. Başlık da aynı çizgileri izler, dairesel bir lotus üzeri taş bilezikten kare yüzeye geçilir ve varaklanmış kuşakla gergi demirleri ve kemer binilerini taşır. Başlıkta; lotusları taş bilezik üzerinde volütlü akant yaprakları kare kesite geçişi sağlar. Yine kaidedeki akant yapraklı volütler aralarında küçük bir yapraklı rölyefle zarifçe bağlanırlar. Tümüyle Barok özellikler içeren nitelikli sütunlardır. Beden duvarları üzerindeki izdüşümlerinde aynı motifleri içeren sütunçeler bulunur ve yan kemerleri taşır. Sütunçeler boyalıdır, fakat sıva ve alçı ile yapıldığı, (bilezikleri dahil) bellidir. Ana sütunların tersine acemice yapılmış kopyalardır. Dış okuma koridorunu köşe kubbeler ve kanat aynalı tonozları örter. Sütunlar arasındaki hazine-i kütub şebekesi dökme demirdir. Çok özenli bir işçilik gösterir. Lale Devri motifleri Baroklarla birlikte kullanılmıştır. Son derece incelikli detaylarla sütunlara birleşir. Varaklanmış taçlarla süslenmiştir. Taçlar Barok (1730-1808) ve Ampir (1808-1875) özellikler gösterir.

Tarih olarak bu şaşırtıcı olmakla birlikte, Ampirik özellikler (elipsoid rozetlerle birlikte ışınsal figürler…) belki de erken bir stil habercisi olmalıdır.

Benzeri bir durum, kündekari kapı tokmağında bir Selçuklu figürü kullanılmasıdır.

Ayaklık döşemesinin iki yanında basamakla çıkınca sağ ve sol sütun hizasında, kemer izdüşümünü izleyerek yer döşemesi mermerden, kare taban tuğlasına geçer. Yapı genelindeki önemli-önemsiz ayrımı burada da görülür (ön kesme taş, yanlar almaşık – ön profil silmeli, arka kare kesit – sütunlar tam stil, sütunçeler sıvalı kötü kopya.. vb. gibi) döşeme algılanamayacak şekilde muşamba ile kaplanmıştır.

İç pencereler düzgün klasik profilli, mermer sövelidir. Söveler, klasik devrin aksine kertmesiz düz bindirilmiştir. Bu da bir işçilik zayıflığını göstermektedir. Dış kapaklar demir, iç kapakların orijinali görülememektedir, yerine muhdes pencereler vardır. Giriş kapısının iki yanında, son cemaat duvarına gelen pencere modülleri korunmuş ve dolap olarak değerlendirilmiştir. Bu dolapların kapakları orijinaldir. Kapak taksimatının çevresi bordür desenli ve göbekleri tığ motifli boyalıdır.

Pencere üstünde tüm kütüphane odasını dolaşan, sülüs bir yazı kuşağı vardır. Ana kubbe pandantiflerinde de bu kuşak gibi dinsel isim madalyonları vardır ve kubbe göbeği de bir yazı madalyonuyla biter.

Pencere aralarında ve yazı kuşağı üzerinde tepeliklere kadar çini döşenmiştir. Çiniler mavi beyaz baskı ile yapılmış, bordürlü, bitkisel ve geometrik desenlidir. Lalecikler ve saksı içinde buket gibi Lale Devri benzeri figürleri içerir. Ne var ki üst kotta buketler asimetriktir ve pano oluşturmazlar. Lale Devri üslubu gösteren çiniler , vazo içinde kompoze edilmiş buketler halinde giriş duvarı üzerinde, kitap dolapları yanlarında ve bina köşe duvarlarında bakışımlı olarak, pencere hizalarında geometrik çinilerin arasında kullanılmıştır.  Kemerlerde, tepelik çevrelerinde söve olarak mermer görünümlü renkli boyamalar ise, Geç Bizans’ta, 17. yy. Avrupa’sında (özellikle İtalya’da) ve 18. yy. da Osmanlı’da, pahalı malzeme olan mermerden kaçınmak ve ihtişam yaratmak fikrinden çıkmıştır. Bu binadaki uygulama, ayrıca, kötü bir işçilikle gerçekleştirilmiştir.

SIBYAN MEKTEBİ
 
Diğer Sıbyan Mektepleri gibi, iki katlı, alt katı dışta dükkanlardan oluşmuş, orta aksından avluya girilen dikdörtgen bir yapıdır. Ana kütüphane binası ile bu aks bütünleşir.  Zemin kotunda dükkanların arkasında giriş tonozuna T yapan dört beşik tonozu iki yanda ikişer sütun taşır. Sütunlar sağ ve solda birer seki üzerinde yer alırlar. Sağdan taş bir merdiven okula çıkar. Sol seki bahçe ile bütünleşen açık oturma alanıdır. Bu kısım bugün demir doğrama ile kapatılmıştır. Sütunlar kaidesiz, birer bilezik ile sekiye oturur ve başlıkları işlemesiz lotuslardır. İki sıralı tuğla penci kemerlerle birleşirler. Aks kemeri dairesel ve kesme taştandır. Avluya bakan cephe ve devamında sol yan (türbe tarafı) cephede de çok özgün tuğla işçiliği ile desenler yapılmıştır. Avlu cephesindeki pencerelerde düzgün, çift merkezli teğet kemer kullanılmıştır. Kemer yatay bir sıra tuğladan kaş oluşturarak ve tuğlayı triglif benzeri üçlü diziler halinde, cetvelli derzle işlemişlerdir. Aynaların hepsinde farklı örgeler tuğla ve cetvelli derz kullanılarak yapılmıştır. Örgeler soldan itibaren iki küçük ve ortada bir büyük üç rozetli, dört pencere aynasına karşın sağ iki pencerede geometrik iki değişik zencerekten oluşmuş şebeke şeklindedir. Rozetler sırasıyla ; çiçek, yıldız, gülçe vb. gibidir. Birinci aynanın küçük figürlerinde bir üçgen ve Arapça iki sayısı görülür. Pencere söveleri ot taşıdır ve düşük bir işçilik gösterir. Taşlar kabuklanarak tahrip olmuş ve bunun üzerine bolca sıvanmıştır. Türbeler tarafındaki cephede de benzeri tuğla işçiliği vardır. Üçer gülçe motifli iki pencere ve sokağa yakın olanda çiçeklerden oluşan bir şebeke kullanılmıştır. Cepheyi oluşturan almaşık duvar yer yer zencerekli tuğla kuşaklardan oluşturulmuştur. Yukarıdan itibaren sırasıyla kirpi saçak altında geometrik dantel dilimleri, bir sonra şaşırtmalı normal diziliş, balıksırtı, kemerler arasında üçgen ve kartuşlu zencerekler, normal şaşırtmalı, arkasından meander benzeri çift zencerek kuşakları kullanılmıştır. Kemerler, aynalar ve zencereklerden oluşan tuğla dekorasyon tamamen cetvelli derzlenmiştir ve tipik 18. yy. dekorasyonu gösterir.

Türbelere bakan cephede yola yakın pencere üstünde bir kuş evi izi görülür.

Yola bakan cephe; en fazla tahrip olan ve en çok tamir gören cephedir. Düzgün, tek merkezli teğet kemerler üzerindeki triglif şeklindeki derzler tamamen yok olmuştur. Aynaların sol dördü çimentolu harçla sıvanmış, sağ ikisi ise dekorasyonsuz ve sıvasızdır. Sövelerde kısmen harap taşlar, kısmen sıva tamirleri görülür. Zencerek dizileri oluşturan cetvelli derzler dökülmüş ve yer yer sıvanmıştır. Sağ üst köşesinde yine kuş evi benzeri bir iz görülmektedir. Aksta mermer kaplama ana giriş kapısı vardır. Kesme taş, basık kemerlidir. Tablalı ahşap kapısı vardır. İki yanı sütunçeli ve üzeri profil silmelidir. Binaların ana girişi olan bu kapı üzerinde “Fiha kütübün kayyime” ibaresi olan kitabesi, Kurandan bir ayettir. “Bu mekanda değerli kitaplar vardır” anlamındadır. Kitabe yine bir mermer silme ve Barok mermer taçla sonlanır.  Taçın bol yapraklı ve volütlü zengin bir Barok dekorasyonu, ortasında da “Maşallah”ı vardır.

Sağ yan cephe sağırdır. Gergi demirine kadar kirpi saçak altındaki danteli mevcuttur. Diğer zencerekleri görülmez. Orijinalinde olup olmadığı belli değildir.

Bina aynalı tonozlarla örtülmüştür ve üzeri kurşun kaplamadır. Bu binada da kütüphanedeki gibi bakır alem, yan tonozlarda taş alemler kullanılmıştır. Yan tonozların ikisindeki alemler düşmüştür.

Dershaneye giriş tonozuna T yapan beşik tonoz dizisinin sağ kanadındaki sekilikten düz taş basamaklarla çıkılır. Mermer sütun dizisi beşik tonozları dik kesen kemerlerle ve gergilerle beden duvarına bağlanır. Sütun dizisi sağ ve sol kanatlarda beden duvarına penci kemerlerle bağlanır. Sütun aralarında, basamak yanlarında masif balüstradlar kullanılmıştır. Merdiven çıkışında, dershane giriş holünde de aynı balüstrad görülür. Şık, masif bir topuzla biter. Ana kapısı, sahanlıktan dönen merdivenin ikinci basamağı üzerinde beden duvarı hizasındadır. Holde bir lavabo vardır. Sokağa bakan bir pencere ile aydınlatılmıştır. Dershaneye giren kapı, pencerelerin kapakları gibi demirdir. Kütüphanedeki gibi, ayaklıktan sonra dershane kotu yükselir. Zemine sonradan ahşap ve muşamba kaplanmıştır. İçteki sütunların ayak bileziği de bu muhdes döşemenin içinde kalmıştır.

Dershane odası dikdörtgendir. Uzun kısım iki nef oluşturacak şekilde ikişer sütun ve üç küçük aynalı tonozla ana mekana katılmıştır. Beşik kemerlerle birbirlerine ve beden duvarlarına bağlanırlar. Tüm üst yapı, duvarlar gibi sıvalıdır ve kemer kalınlığında, bir fitille kademelendirilmiştir. Sütunlar, yine lotus şeklinde ve kartuş rölyeflidir. Üst bilezikleri değişik kotlardadır. Bu da özensiz bir işçiliği gösterir. Düzgün profilli mermer söveler kertmesiz binilidir.

Giriş kapısı ile simetriğindeki yükseltilmiş özel oda arasındaki ocağı Barok bir yaşmakla kapatılmıştır. Ocak üzerindeki topuza geçişteki fitil tüm odayı kuşak halinde döner ve profili yıllar içinde boyanarak tam algılanamaz hale gelmiştir. Ana mekan ortasından bir gergi demiri ile bağlanmıştır. Ocağın iki yanında duvar köşeleri pahlanmıştır. Dershane, kütüphanenin aksine, dekorasyonsuzdur. Özel oda bolca ahşap muhdes kapı, döşeme ve duvarla tanımlanamayacak hale gelmiştir. Bu oda giriş holüne de kapıyla bağlanmıştır. 
 
SADRAZAM KOCA RAGIP PAŞA TÜRBESİ (1763)
 
Sıbyan Mektebi’nden avluya girince solda avludan yükseltilmiş, bir hazire bahçesi içinde, dış sebil aralarının arasındaki hazire penceresi aksına konumlandırılmıştır.

Altıgen, mermer, açık türbedir. Altı Barok sütun arasında mermer kesme taş beşik kemerli, dört altıgen basamakla yükseltilmiş etli Barok bir silme ile taçlandırılmıştır. Üst yapısı lama demirden, Barok profillerin volütler halinde bir topuz yapması ile görsel olarak toplanmıştır.

Sütun başlıkları yine metop örgeli lotuslar üzerinde taş bileziğe her ayrıtta sarılan akantlı volütlerle zenginleştirilmiştir. Altıgene uyum gösteren altı ayrıtlı, etli profilli mermer bir kemer kaidesiyle biter. Gergi demirleri, üzerinden geçer. Yapı dışında da dükkanların arka cephesine gergilerle bağlanmıştır.

Sütun araları mükemmel bir işçilik gösteren dökme şebekelerle kapatılmıştır. Şebekeler alt ve üstten kuşaklarla sütunlara bağlanır. Sütun üzerinde, şebeke hizalarına gelen, hepsi aynı kotta demir delikleri gözlemlenir. Böylece şebekelerin üzerinde ayrıca taçlarının olduğu kesindir. Şu anda bu taçlar mevcut değildir. Topuz üzerinde alemi de yoktur. Lebibe Hanım Türbesi’nden de anlaşılacağı gibi muhtemelen orijinalinde bir alemi olmalıdır. Sütunlar kaidesizdir ve sadece bronz bir bilezikle zemine oturur. Zemin basamağı sütunları takip ederek köşelerde dairesel birleşirler. Kemer üzeri, iki kademeli fitillidir. Bu tanımlanan mermer üst yapı, türbe içinde altı trompla dairesel bir silmeyle birleşir. Mezar, kıbleye sağ yan yatırılarak yerleştirilmiştir. Yanında bir de bebek mezarı vardır.

Kıbleye dik gelen (mezarın baş kısmında) bir tek kemerin kilit taşında asimetrik Barok çizgileri olan bir çiçek rozet, rölyef olarak işlenmiştir. Bu kemer üzerinde dik çatlaklar vardır.

Türbe ile sebil arasında yine kotlu bir platformda iki mezar daha vardır ve sebile cephelidir.

Türbe bahçesi avludan başları profilli taş babaları arasında demir panolar halinde bir şebeke ile ayrılır. Aynı şebeke tuvalet duvarına dik olarak görülür ve çoğu sökülmüş, dağınık halde avludadır. Avlu, bu şebekelerle taksimatlandırılmıştır.
 
LEBİBE HANIM TÜRBESİ VE HAZİRE (1779)
 
Koca Ragıp Paşa’nın kızı Lebibe Hanım için yapılmış türbe, Ragıp Paşa’nın türbesi gibi açık türbedir. Türbe içinde Lebibe Hanım’ın kızı (Ragıp Paşa’nın torunu) Nazife Hatice Hanım’ın da mezarı vardır. Lebibe Hanım’ın mezar taşı 1228 Hicri (1813 Miladi), Nazife Hatice Hanım’ın mezar taşı 1193 Hicri (1779 Miladi) tarihlidir. Şebeke ve topuzun Ragıp Paşa’nın türbesi ile önemli benzerliği vardır. Lebibe Hanım’ın, kızının  vefatı ile bu türbeyi iki mezar yeri olacak şekilde tasarlaması muhtemeldir. Aynı işçiliğin 50 yıl ara ile uygulanması zayıf bir ihtimal olmalıdır.

Ragıp Paşa’nın türbe platformundan üç basamakla çıkılan hazire, kütüphanenin sol yanında dış duvara paralel, uzunlamasına bir bahçe formundadır. Lebibe Hanımın açık türbesi de bu bahçenin ortasındadır.

Altıgen,altı sütun arasında demir şebekelidir. Görkemli bir demir topuza karşın sütunları son derece zayıf bir işçilikle yapılmıştır. Sütunlar dışında mimari bir öğe içermez. Tek basamaklıdır, sütunlar bilezikle basamağa oturur, metop dizili dairesel başlıklara beşgen kaideler eklenmiştir. Demir gergi ve açık kubbeyi taşır. Demir aksamdan sonra başlıkların üzerine yine mermer topuzlar eklenmiş ve sonlandırılmıştır.

Demir topuz çok görkemli bir Barok profil ile oluşturulmuştur. Topuz üzerinde bakır, hilalle biten bir alem vardır. Bugün bu alem harap bir şekildedir. Topuzda da ciddi hasarlar vardır.

Altı parça şebekeden ikisi yerinde değildir. Bir tanesi kopmuş halde yerdedir. Diğeri de kayıptır.